Doğduğumuz gün annemizle aramızdaki göbek bağının koparılmasından sonra hep birileriyle bağ kurmaya ve aidiyet hissetmeye ihtiyaç duyuyoruz. Oysa en çok da kendimizle aramızdaki bağın kopukluğunu fark etmiyoruz bile. Yaşamda kurulması gereken en güçlü bağımızın kendimizle olması o kadar önem...
Bana baktığın yerde Kuş bakışı tanırım gözlerinden seni Kalbimi duyduğun sessizlikte Görmeden bulurum kokundan seni Buz tutmuş ellerinin serinliğinde Dokunmadan severim ruhundan seni Sabahı beklemeyen gecelerde Yıldızlara dizerim ışığından seni Dünyanın bittiği yerde Y...
Hiçbir aşk cezasız kalmıyordu -Ziyanı yok gülüşü yeter bize- Onun sınırlarına komşu olmayan yer yok ki evrenimizde Kayıt dışı kurduk soframızı Tutam tutam koyduk acısını günlerin Biraz dream,, biraz dram, biraz drums Koltuk altlarımıza tutturuldu zaman Girdiğimiz her savaşın ar...
Yanma yüreğim Seni söndürecek kuyularda su yok Nereden akar gider bilmem Kırılma Dallarında meyveler kabarmış Yükünü tutmuşta eğilmiş Narindir dalların çıkarsız sevenler yürüsün peşinden Ay geceye küsmüş Geceler bana Savurduğum sözcükler boş odalarda yankılanır Karışır karanlıkla...
It would be wise and aware for us to give love to love as well. In our world-wide society, somehow, we’ve been used to give all our attention to where ‘love’ is lacking. To fill those gaps, to give ‘more’ to the suffering. We have completely forgotten about lo...
‘‘Birine altı çizili kitaplarınızı vermek, yaralarınızı emanet etmektir bir bakıma’’ der, Nazan Bekiroğlu. Bu ay; Maksim Gorki’nin Ana isimli romanından altını çizdiğim cümleleri paylaşacağım. Maksim Gorki’nin dünyada en çok okunan ve neredeyse tüm di...
Yetmiyor. Kıt, Elimize geçen net sevinç. Yoğun acılarımızla denkleştiremiyoruz. İyileşmiyor bu kadarcık sevinçle; Koca karı ilaçları kelimeler Sürüyoruz yaralarımıza; Sevdim diye, anlaşılmadım diye! Hayat, hep idareli harcarken ömrümüzü...
Bir düş kurdum ötelerde Doyasıya mavi alabildiğine yeşil... Bahçe kapısında alacalı bir dost sevinçten deliye dönmüş geliyorum diye. çardakta güneşi selamlayan koca göbüşlü pisi. Kafesinde dans eden muhabbeti deli mi deli bir kuş. Taş duvarların yüzü güleç de peki ya içi... Ne güzel o...
Yağmur yağıyor… İçimde kocaman ağır demir bir kapı. Ellerim kapıyla duvar arasında. Deli bir rüzgâr hatta daha fazlası, kafası karışık bir fırtına vuruyor da vuruyor. Sırtımı bu kocaman ağır kapıya yasladım, dayanmaya çalışıyorum. Kapatsam her şey bitecek, her şey dışarıda kalaca...
Derinliği olan her şeyi severim ; sözcükler gibi,karanlığın arkasına gizlenmiş, sisli bulutların içinden yeryüzüne göz kırpan Ay gibi. Tarihi geçmiş bir tiyatro oyunu ilanına rastlarım bazen,tavan arasında tozlanıp sararmış bir gazetenin orta sayfasında. Gizli bir dünyanın sonsuzluk pence...
çiçeklerin dilinden... Bir akşamüstü rastladım sana Islak kaldırımda ayak izlerin Yemyeşil bir düşü çağırıyordu yine Küçücük bir tohumu bıraktığın avuçlarım Dünyayı şenlendiriyordu usulca Sonra birden dağılıyordu bulutlar Güneş göz kırpıyordu tebessümle Sevginin kötüsü yoktur diyord...
Postacı Selim ağabey, yokuşun bitiminde iki yöne ayrılan yoldan soldaki sokağa doğru yürüdü. Her hafta çarşamba günü adanın bütün postalarını büyük bir özveriyle dağıtır, herkes işini ne kadar sevdiğini konuşurdu. Kapı önlerinde oturan teyzelerin elini öpmeden işine devam etmezdi. Yine öyle...
Ne zaman çıkmaza girersen beni düşün Ben sen’im unutma Sen gibi düşünür sen gibi hissederim Bana gelirken aştığın yollardan geldim Eskittiğin sevdalardan Aşk sandıklarımızdan Bana gelmeden mektuplar yazdın hatırla Asırlar öncesi bir yazıttan Biz kitabelere kazınmış harfleri dokuyan Bir...
öyle özlüyorum ki seni çocuk, hani rüzgâr gibi buram buram içime çekesim geliyor ter kokunu. Koşturup durmuşsun bütün öğleden sonra. Sırtın sırılsıklam, saçlarından yüzüne su tanecikleri boşalıyor durmadan. Burnunu çekmiyorsun şimdilik ama çekeceksin. Yarın öksürükle uyanac...
Hep tutunacak bir dal, Sığınacak bir penah ister insan Dalgaların vurmadığı Rüzgârların savurmadığı Huzur bulduğu bir penah Belki bir yürek Belki bir ağaç gölgesi Bir bardak çayın sıcaklığı belki Belki de kuytu bir köşe Bilinmez ama, Hep tutunacak bir dal, Sığınacak bir pen...