Her şey olur, her şey biter ve hayat devam eder…
Sakin…
Her şey yolunda, her şey olması gerektiği gibi, olması gereken yerde ve zamanda, olması gereken haliyle senin için şekillenir, kendi doğalında. Dış dünyadan bahsetmeyeceğim, hepimizin hayatının en ince damarlarına kadar sızmış bir coğrafyanın içinde kâfi derecede bizler de nasibimizi alıyoruz. İşte tam da bu nedenle bu “yeninin” sadece sana özel, sana iyi gelecek kısmını parlatma çabası belki de benim yapmaya çalıştığım. Dışarıda olan biten her neyse hepsinin farkındalığına rağmen ve bu “rağmen” kavramına güvenerek “yeniye yer açmak” anlamı taşıyor benim için.
Şimdi ve burada bu satırları okuyan sevgili okuyucu kim bilir hayatında neler oluyor, aklından neler geçiyordur. Bunu bilemem ancak tahmin edebilirim. Kaygılar umutlara, korkular cesarete, bitişler başlangıçlara karışmış olabilir, hepimizde olduğu gibi. Bu satırlardan aklında bir cümle dahi kalırsa ve sana iyi gelirse kendimi şanslı hissedeceğim. O kadar doğal ki, o kadar gerçek ve o denli anlaşılabilir, çünkü insanız.
Evrende her şey kendi zıttıyla dengeleniyor.
Belki bir enkazdan çıktın, belki unutmayı ve yeniden başlamayı seçtin, bu “yeni” sana hiçbir şey ifade etmiyor olabilir. Yine de kendi küçük dünyanda, o kozada “bir de bu yönü var” diyebilmen, ufak bir farkındalık, sadece kendine yapacağın bir iyilik. Belki hiç cesaret edemediğin bir kapı aralar ve “neden olmasın ki” dersin. İçerideyken göremeyiz, o tepenin ucu aşağıdan baktığında çok uzak ve muazzam gelebilir. Bir gayret oraya yürüdüğünde bir bakarsın bazı zirvelerle eşitlenmişsin, zirveler ulaşılmaz değil senin için, bu da bir cesaret örneği değil midir?
Yeni bir yılın, dönemin enerjisini içselleştirmek odağımız, bir öncekinde ne olduysa oldu, Mevlana Celaleddin-i Rumi ne diyor: “Dünle beraber gitti cancağızım Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…”
Adımlar, başlangıçlar, ufak ufak ilerlemeler bu yıl benim için denemeye değer bir bakış açısı. Küçük alışkanlıkların nasıl büyük sonuçlara vardığını deneyimlemişizdir hepimiz. Başarmak bir yapbozun parçalarından oluşur. O minicik, eline aldığında anlamadığın şekiller bir bakmışsın ki kocaman bir resim oluşturmuş.
Sadece birkaç önemli detay artık nasıl adlandırırsan:
Yaşadığın her anı onurlandırmak… Unutuyoruz. O karmaşaya ve yoğunluğa rağmen evrendeki muhteşem düzenin parçası olduğunu hatırlamak, doğanın kesintisiz işleyişine tanık olmak ne büyük bir mucizedir. Çünkü güneş hep doğuyor, hep ısıtıyor; çünkü yağmur her zaman bereket getiriyor, mevsimlerin döngüsü, bizim dışımızda da nefes alan bir düzenin varlığı yalnız olmadığını gösteriyor. Bak şu anda bir saniye geçti, o artık geçmiş ve tekrar geri gelmeyecek. Yaşadığın her anın üzerinde hakkı var, bunun değerini bilmek başarı değil de nedir?
Öz disiplinli ve planlı olmak… Gerçekten yaşamın kilitlerini açmak için muhteşem bir ikili. Konunun ne olduğu çok mühim değil aslında, bu iş, özel hayat, sosyal çevre, sağlık, gelişim herhangi bir başlık olabilir. Mühim olan kendi sistemini kurabilmektir. Merkeze koyacağın bu iki değerle başaramamak gibi bir seçenek olmuyor. Sürdürülebilirliği sağlıyor her şeyden önce, bu tıpkı bir çocuğun ne kadar itiraz ederse etsin kurallara uymasına benziyor. Sahici bir konfor için ben bu yılın olmazsa olmazlarından kabul ediyorum.
Kendinle ilişkini değerli kılmak… Çoğunlukla en kolay gözden çıkardığımız hep kendimiz oluyoruz değil mi? İnsan kendinde olmayanı başkasına veremez, özümüz aslında hiçbir zaman kolay vazgeçilmeyi hak etmiyor. Hafife alınmayacak denli önemli bu denge, kendine daha çok özenli davranabilir, zaman ayırabilir, seni besleyecek ritüelleri hatırlayabilirsin. Bir kitap okursun pencere kenarında, bir kahve içersin şehrin sevdiğin kafesinde, bir sohbette unutursun zamanın nasıl geçtiğini, yetiştirebileceğin bir çiçek hediye edersin kendine. Öğrenmeye açıksındır, uzun yürüyüşler yaparsın bir şeyler dinlerken, sahne sanatları bu yıl daha bir uğrak yerin olsun mesela en etkili ilaçtan daha iyileştirici bir güç kanımca.
İyilik bulaşıcıdır… Bilimsel araştırmalar der ki, “Mutlu olmak istiyorsanız başkasını mutlu etmeye çalışın.” Bu tabii ki insani değerleri sağlıklı gelişen herkes için geçerli. Senin dışında bir dünya olduğunu bilmek onlara ulaşabilmek o kadar kıymetli ki. Bunun sonsuz yolları olduğuna eminim, kötülüğü ve o sahte görünümüyle kötünün kolaylığını görerek iyi olma iradesini göstermek başlı başına bir devrim bana kalırsa. Bu dünyanın bir durak olduğuna inanan biri olarak iz bırakmak ve boşuna yaşamış olmadığını hissetmek faydalı olmaktan geçiyor.
O meşhur “Denizyıldızı Hikayesi’nde” anlatıldığı gibi…
Hepimiz bir okyanusun kıyısında duruyoruz ve çevremizde binlerce, on binlerce denizyıldızı var. Sadece birini alıp o suya atmamız gerekiyor, sonra bir tane daha, bir tane daha ve bir daha. İlla ki biri yanımıza gelecek ve soracak “Neden?” diye. Biz de cevap vereceğiz, “Yaşaması için” O itiraz edecek ve belki de küçümseyerek, “Ama baksana binlercesi var, birini atman neyi değiştirecek ki?” diyecek.
Ve biz birini daha denize gönderirken cevap vereceğiz, “Bak, onun için çok şey değişecek…”
Hepimiz herkes için her şey olamayız ama biri için çok şey olabiliriz.
Ve çevremizde binlerce denizyıldızı…
Dilerim ki kendimiz ve çevremiz için iyilikle rçok şeyi değiştirebileceğimiz iyi bir yıl olsun...
Ayşegül Ekşioğlu