Nar Çiçeği

 

 

 

 

                                                     “Çiçek şifacısı Keramettin Bilgehan’ a…”

 

Güneş yükseldiğinde uyanan kasaba insanlarından sadece bir ikisi sahilde yürüyüş yapıyordu. Saatten bağımsız, mevsim yaz. Güneş ışığının insan ruhunda yarattığı yenilikleri düşünerek o sonsuz maviliğe bakıyordum. Yeryüzündeki her şey, hatta hayat bile güneşi çok seviyordu. Her sabah, bu deniz kıyısında kendimi o günün yaşatacağı duygulara bırakıyordum. Ayaklarımın beni götürdüğü yerde insan davranışlarını sorguluyor, bu konuda kendimi ya kızarken ya da şaşırırken buluyordum. Halbuki insan dediğin hep aynıydı; içinde öfkenin, sevginin, merhametin, kırgınlığın yarıştığı bir ruh...

Evin yolunda sadece benim duyabileceğim kadar kısık sesle bir şarkı mırıldanıyordum. Sırayla geçtiğim mahallenin fırını, butiği, kuaförü telaşla güne hazırlanıyordu. Sokağın köşesinden sola döndükten sonra yayılan çiçek kokusu, bütün hücrelerimi yeniliyordu. Adresi hiç şaşmayan “ Çiçek Şifacısı” nın bahçesinde yetişen binbir renkte ve güzellikteki çiçeklerden yayılıyordu koku. Birkaç yıl önce yine çiçekleriyle ilgilenirken bahçenin önünden geçen yaşlı kadına bir saksıda yetişmiş gül verdiğini gördüğümden beri bahçeden sokağa sohbet ediyorduk.

Bir akşam güneşinde bahçesindeki çiçekleri anlatmıştı;

“ Bak, bunlar Bodrum Papatyası. Geçtiğimiz nisan dikmiştim. Onun yanında yetişen de Ateş Çiçeği. Burası, “Güneşi Sevenler Köşesi.” Ateş çiçeğinin hikayesini duydun mu? “ dedi.

Duymadığımı ifade eden göz hareketimden anlayarak konuşmaya devam etti:

“Antik Yunan’ da Tanrıların savaşını simgeleyen bir bitki iken bazı medeniyetlerde de yeniden doğuşun simgesi olmuş. Nice sevgiliyi buluşturmuş kırmızılığında.. Şuradaki de Kadife Çiçeği. O da güneşten alır gücünü. Eski medeniyetlerde cilt kızarıklıkları için kullanılırmış. Şu kainatın şifresini çözebilene, doğada hayat bulana güzellikler de yol olur…”

Çiçeklerle olan iletişimini insanlarla olandan daha kıymetli buluyordum. Bir çiçeğe sunduğu sevginin karşılığında o sevginin çok daha fazlasını alıyordu. Bunu insanda bulması zordu. Onu ne zaman bahçede görsem bizim kasabanın en mutlu insanı olduğunu düşünüyordum. Bu düşüncemi söylesem eminim beni desteklerdi. Yüreği hassas ve incelikliydi…

Sabah saatlerinde bahçesini sular; akşamüstü çiçekleriyle konuşurdu. Bahçe duvarının dibinde en sol köşede bir limon ağacı vardı. Bahçesinde hangi bitkiyi yetiştirse mutlaka hikayesini anlatıyor ve insan bedenine yararlarından bahsediyordu. Çiçeklere olan bakışım onunla değişmişti. Evin her odasında dolaştırdığım ve nihai sondan kaçamadığım çiçek kurutmaya varana kadar onları kaç kere sulamayı unuttuğumu bazen de fazla su verdiğimi duysa çok üzülürdü. Bana bir çiçeğin hayatına dokunmayı öğretir miydi?

“ Gel, bak!” dedi heyecanla. Burada da lavantalar var. Baksana şunların rengine… Göz alıcı bir renkle parlıyorlardı. Bu güzel çiçeklerin, ağaçların mutluluk bahçesinde yetişmesi büyük şanstı. Limon ağacının karşı çaprazında duran Nar Ağacı’ na takıldı gözlerim. “ Peki, şu Nar Ağacı neden yalnız ?” Diye sordum. Gülümsedi.

“ Tanrıça, Hera. Ona adanmış ulu ağaç. Aslında yalnız değil, bahçenin koruyucusu. Şu nar çiçeklerinin bize sunduğu şöleni kaçırmamak lazım. Hiçbir bitki, ağaç öylesine yaşamaz. Hepsinin birer var oluş anlamı vardır. Gören insanlara ab-ı hayat, görmeyenlere sıradanmış gibi gelir. Babilleri bilir misin? Onlar; ay ışığında bile bitki yetiştirmiş, yaralarına merhem yapmışlar. Bu güzel nar ağacının da insan bedenine faydası anlatmakla bitmez. Bitmez de sözünden anlayanı da çok çıkmaz. Ben, doğanın sırrını öğrenmek istediğimde on yaşında küçük bir çocuktum. Aradan bunca zaman geçti, hayatımdan sayısız insan. Ben hala doğanın koruduğu bir çocuğum. Doğanın sırrına eren yaş almaz, bunu unutma Nar Çiçeği!” dedi.

Papatyalar, kadife çiçekleri, evin duvarının bahçeye yakın olan köşesinde yaşayan begonvil, hiç yabancılık çekmeyen üzüm, limon, nar ağacı…

Yerde doğup ağaç gövdesiyle yarış tutan lavantalar, bahçeyi sokaktan ayıran duvardan başlayıp evin kapısına kadar gelen rengarenk güller, bahçenin demir kapısına tutunan yasemin ve hikayesi güzellikle yaşamak olan diğer bitkiler…

Belki de ölümsüzlüğün sırrına bu bahçede ermişti. Biz, anlamaya çalışmakta kalmıştık…

Image

Arzu KOLOĞLU

1978 yılında Niğde’de memur bir aile...

Image

Aynur GÖRMÜŞ

“Aynur Görmüş” Kimdir? 17 Şubat...

Image

Aynur KULAK

2005 yılında Günlerden Bir Gün romanı ile ede...

Image

Ayşegül EKŞİOĞLU

İstanbul’da doğdum, Pertevn...

Image

Burak KETENCİ

1976 yılında İstanbul’da doğdu. Y...

Image

Gülhan MERİÇ

1975 yılı Düzce doğumludur. Anadolu üniver...

Image

Hasan Ünal TEKAĞAÇ

1974 yılında doğdu. Amasya Merzifonludur....

Image

İbrahim KORKMAZ

1986 yılı Bulgaristan doğumlu olan İbrahim Ko...

Image

İlkay AKIN

Almanya’da doğdum. İlköğretim 1. sınıfı...

Image

Psk. İlkim ÖZ

İlkim öz, Ankara doğumlu olup Hacettepe ünive...

Image

Mehmet DEĞİRMENCİ

1974 yılında Denizli’de doğdu. İstanbul...

Image

Orçun OĞLAKCIOĞLU

Orçun Oğlakcıoğlu 1974 yılında Denizli’...

Image

Özlem KALKAN ERENUS

1989 yılında İstanbul Lisesi'nden, 1993'te...